Jannah Theme License is not validated, Go to the theme options page to validate the license, You need a single license for each domain name.
AzərbaycanDünyaMəqalələr

Güç, anlatı ve görünmez millet: İran’da özgürlüğün gerçek bedeli Yazan: Ekber Lekestani | İranlı–Amerikalı bağımsız gazeteci

İran’da özgürlük ve insan hakları hiçbir zaman beyaz sayfalar üzerindeki sloganlar ya da güzel kelimeler olmamıştır; aksine her gün insanları sürükleyip götüren fırtınalı bir nehirdir — canları, bedenleri ve ailelerinin endişesi pahasına.

Bu mücadelenin dokusunda, resmi medyanın ve güçlü anlatıların çoğu zaman görmediği ve anlamadığı acı ve görmezden gelinemez gerçekler vardır.

Siyasi ve sivil aktivistler her gün fiziksel ve psikolojik işkence, tehdit, ailelerine yönelik taciz, toplumsal dışlanma, açlık grevleri ve siyasi idamlarla karşı karşıyadır. Bunlar adalet, özgürlük ve insan eşitliği için ödenen gerçek bedellerdir ve aileleri nesiller boyunca etkiler.

Ama daha acı bir gerçek de vardır: Yurt dışındaki birçok Farsça medya, mücadelenin ön saflarında olanların sesini yansıtmamaktadır. Özgürlüğün ön hattında her gün baskı ve tehditlerle boğuşan sesler çoğu zaman kaybolur ve gerçek bir yansıma bulamaz. Bunların büyük bir bölümü haber boykotu ve mutlak sansür altındadır ve anlatıları kenara itilir.

1. Özgürlüğün insani bedeli
Eğer özgürlük değerliyse, bedeli de ölçülmelidir.
Her bir mahkûm, işkence görmüş kişi, sürgün ve siyasi cinayetlerin geride kalanları, güç hesaplarında kaybolan insani birimlerdir.

İran’ın tarihsel deneyimi göstermiştir ki her türlü bireysel, tek partili ya da dini sistem, er ya da geç gücü merkezileştirir ve otoriterliğin yolunu açar. Sınırlı ya da yüzeysel reformlar bile, bağımsız ve hesap verebilir kurumlar olmadan, güç yoğunlaşmasını engelleyemez.

2. Gücün tekelleşmesi ve anlatı üretimi
Siyasi güç, gerçeği açık eleştiriyle değil, anlatıları çarpıtarak etkisizleştirme yeteneğine sahiptir.

Kürsüler ve medya doğrudan ya da dolaylı olarak güç kontrolü altında olduğunda, sadece gerçek gizlenmekle kalmaz, onun otoritesi de gasp edilir.

Yurt dışındaki Farsça medya da içerdeki mücadelecilerin anlatılarını sansürlediğinde ya da seçici biçimde yeniden yayımladığında, çarpıtma iki katına çıkar ve sonraki nesiller tarih ve gerçek mücadele hakkında eksik bir hikâyeyle karşı karşıya kalır.

3. Sivil kurumlar ve bağımsız medya
Sivil kurumlar, sendikalar, meslek birlikleri ve bağımsız medya, güç yoğunlaşmasına karşı engelleyici sütunlardır.

Bu kurumlar, hükümeti denetleme, baskıcı davranışları ifşa etme ve halkın siyasi ve toplumsal kararlara gerçek katılımını sağlama imkânı sunar; liderleri toplumun içinden, dışarıdan ya da göstermelik desteklerle değil, yetiştirir.

Tarihsel deneyim, bu tür kurumların yokluğunun, hatta meşrutiyet dönemlerinde ya da sınırlı monarşilerde bile, halkı gerçek geri bildirimden mahrum bıraktığını ve güç yoğunlaşmasına zemin hazırladığını göstermiştir.

4. Yönetim yapılarının analizi
Gerçek demokratik cumhuriyet: Halk gerçekten güce sahiptir, bağımsız kurumlar aktiftir ve otoriterliğin yeniden üretimi neredeyse imkânsızdır.

Önekli ya da sonekli cumhuriyet: Adı cumhuriyettir ama güç dini ya da parti kurumunun elinde yoğunlaşmıştır. İfade özgürlüğü sınırlıdır ve bağımsız kurumlar denetim yapamaz.

Mutlak monarşi: Sınırsız güç bir kişi ya da ailenin elindedir ve bağımsız kurumlar olmadan sınırlı reformlar otoriterliği engellemez.

Meşruti monarşi: Resmi güç paylaşımı vardır ama gerçek kontrol bir kişi ya da onun yakın çevresindedir. Sivil kurumlar ve parlamento sembolik rol oynar.

5. Demokratik federal cumhuriyet: Güç yoğunlaşmasını önlemenin yolu
Gerçek bir federal sistemde güç ne merkezde toplanır ne de sınırlı bir kurumda; federal hükümet ile eyaletler arasında bölüştürülür. Bu güç paylaşımı, bireysel ve toplumsal özgürlüklerin, hukukun üstünlüğünün, insan haklarının ve eşitliğin temelidir.

Başarılı federal yapıya sahip ülkeler, eyaletlerin göreli bağımsızlığı ve geniş yetkilerinin, federal hükümetle iş birliği içinde nasıl güç dengesi yarattığını ve gerçek demokrasinin gerçekleşmesini mümkün kıldığını açıkça gösterir.

Bu sistemin temel avantajı, hiçbir kişi ya da grubun tüm gücü elinde toplayamamasıdır ve eyaletler politika, ekonomi, kültür ve eğitim alanlarında farklı yollar deneyebilir; bu çeşitlilik sağlıklı rekabet, yenilik ve ilerleme doğurur.

6. Medya ve imaj oluşturma
Bağımsız medya ve sosyal ağlar, kamu bilinci ve güç denetimi açısından hayati rol oynar.

Sansür ve kısıtlamalar, halkın bilgiye serbest erişimini engeller; ancak bağımsız medya gizlenen gerçekleri ve bilgileri ortaya çıkarabilir.

Aktivistlerin gerçek acıları ile medya imajı arasındaki çelişki, özellikle yurt dışındaki Farsça medyanın İran içindeki gerçek seslere ve ön cephedeki mücadelecilere ilgisizliği, sansürsüz yayıncılığın ne kadar hayati ve gerekli olduğunu göstermektedir.

7. Sonuç
Özgürlük, insan hakları ve adalet mücadelesinin değeri, medya imajıyla, sürgünlerin, monarşi yanlılarının ya da dış güçlerin çıkarlarıyla değil; gerçekler ve insani bedellerle ölçülür.

Bu mücadele ancak şu durumlarda başarılı olur:
Medya özgür ve şeffaf olduğunda ve içerdeki ve dışarıdaki mücadelecilerin gerçek sesi aktarılabildiğinde
Güç kurumlar ve yönetim düzeyleri arasında dengeli dağıtıldığında
Halk karar alma süreçlerine gerçekten katıldığında
Liderler hesap verebilir ve sınırlı olduğunda

İran’ın tarihi, denetim eksikliği ve güç yoğunlaşmasının her zaman ağır insani ve toplumsal bedeller getirdiğini göstermiştir. Demokratik federal yapılar, bağımsız kurumlar ve özgür medya oluşturmak, otoriterliğin yeniden üretimini engellemenin ve özgürlük ile adalet yolunu açmanın tek yoludur.

Related Articles

Bir cavab yazın

Back to top button